Toplumun
düzeni kendisinin en küçük birimi olan ailedeki huzur ve mutluluğa
dayanır. Ailedeki dirlik ve düzen ise eşlerin anlaşmasına bağlıdır. Her
ne kadar evlilikteki birlik için temel olan koşullardan biri sevgi ise
de tek başına yeterli bir unsur değildir.
Evlilikte eşlerin birbirini gerçekçi olarak değerlendirmeleri
önemlidir. Eşlerden her biri kendi ailelerinde yaşadığı olumlu deneyim
ve ilişkiyi evliliğe taşımak istediği gibi, kendi ebeveynlerinden
gördükleri eksiklik ve aksaklığı eşlerinde görmek istemezler. Meselâ;
babası cömert bir bayan kocasından da cömertlik bekler. Oysa babasında
gördüğü cimriliği eşinde görmek istemez.
Eğer evlilik gerçeklilik üzere değil de hayal üzerine kurulmuşsa
aralarındaki sevgi ve bağlılık zamanla azalır. Örneğin; her gün eşinden
tatlı dil ve ihtimam bekleyen eşlerden biri, gelen ilk eleştiride hayal
kırıklığı yaşayacaktır.
Evli çiftler konusunda yapılan araştırmalarda ilk bakışta eşlerin
kişilik özelliklerinin birbirine pek benzemediğine rastlanır, benzer
olmaması zıtlık olduğunu göstermez, eşler arasında bütünleyici
özellikler taşınması önemlidir. Meselâ; içe kapanık bir erkek neşeli ve
konuşkan bir kızı kendisine eş seçebilir.
Önemli olan eşler arasındaki farklılık değil, beklentilerindeki
ortaklıktır. Karşılıklı olarak birbirinin ihtiyacını, duygusunu dikkate
alan ve doyuran eşler arasındaki evlilik bağı her zaman güçlenerek
artacaktır.
Evlilikler ister görücü usulü, ister tanışarak meydana gelsin asıl olan
her evlilik deneme yanılma, uzaklaşma yakınlaşma, çekişme uzlaşma
dönemlerinden geçer.
Eşlerin aralarında uyum sağlamaları için şu ana başlıklarda anlaşmaya
varmaları önemlidir.
1. Öncelikle eşler kendi ebeveynleri ile ilişkilerini
başlangıçta düzene koymalılar. Dünürler arasındaki yaşanabilecek
gerginliğin evlerine yansımaması için azamî çaba göstermeliler. Aile
büyüklerinden birisi yeni kurulan yuvada yer alacaksa, bu önceden
konuşulup, gerçekçi ve ortak bir karara varılmalıdır. Unutulmamalı ki,
ebeveynlerle birlikte yaşayan ailelerin, sonradan büyüklerinden
ayrılmak zorunda kalmaları, gereksiz ve kırıcı tartışmalara yol
açabilmektedir.
2. Eşlerin çocuk sayısı ve çocukların eğitimi
konusunda ortak kararlar alınmalı. Bazen eşlerden biri ya da ikisi de
henüz karı-koca rolünü benimsemeden anne-baba olmaya karar
verdiklerinde malûmdur ki, daha kolay yıpratıcı bir süreç içinde
kendilerini bulabilirler. Çocuğu iki eş de candan istemeli ki, doğan
çocuk aradaki bağı arttırsın. Ve çocuklarının eğitimi konusunda her
zaman ortak karar alıp, ortak emek harcamaları gerekir.
3. Eşler arasındaki cinsel yaşam. Cinsel yaşam veya
cinsel uyumu sanıldığı gibi ilk zamanlarda gerçekleşme oranı aslında
düşüktür. Cinsel uyumun karşılıklı doyum sağlayıcı düzeye çıkması
aylarca sürebilmekte. Toplumumuzda kadınlarımız bu konuda yetersiz ve
yanlış bilgiler aldığından dolayı bu konu her zaman utanıp sıkıldığımız
bir boyut taşımaktadır. Cinsel yaşam evlilik içindeki ilişkiden çok
fazla etkilenmektedir. Yatak odası diğer odaları, diğer odalar yatak
odasını etkilemektedir. Eşlerden her ikisi de cinsel uyum ve doyumun
nasıl elde edileceği konusunda karşılıklı konuşmalı ve gerekenlerin
yapılması konusunda açık ve duyarlı olmalıdır.