Kaynana
Gelin Niçin
Geçinemez?
Banu
Şenyürek Özyön
İlkadım
Dergisi
Gelin-kaynana
çekişmesi; fıkraların, şakaların ve özellikle de dedikoduların en
zengin malzemesi durumundadır. Gelinler kaynanalardan, kaynanalar da
gelinlerden hep yakınırlar. Sanki kendilerinin hiç hataları, kusurları,
kırıcı hareketleri yokmuş gibi.
Gelin-kaynana
çekişmesinde
hangisini dinliyorsanız ona hak veriyorsunuz. O zaman çözüm nedir? Ne
yapmalı ki problem asgariye insin? Sakin, dengeli, huzurlu bir ilişki
nasıl kurulabilir? Bu yazımızda öncelikle gelinlere sesleneceğiz.
Sevgili gelinler!
Eşinize,
çocuklarınıza sevgi dolu, fedakâr, uyumlu ve yürekten bağlanışınız,
kayınvalidenizle bir güven duygusu oluşturacak, biricik oğlunun “emin
ellerde” olduğunu düşünerek rahatlayacaktır.
İyice biliniz ki,
kayınvalidenize göstereceğiniz saygı, yakınlık, içtenlik ne kadarsa,
günü gelince siz de gelininizden o kadar karşılık göreceksiniz.
Öz annenizin
kırıldığınız söz
ve davranışları, nasıl yüreğinizde iz bırakmadan uçup gittiyse,
kayınvalideniz de bu engin hoşgörü ve aftan yararlansın.
En kızgın anınızda
bile terbiye
ve edebinizi muhafaza edin, sabırlı olun. Mükafatınız bu dünyada huzur,
ahirette ebedi saadet olarak ödenecektir.
Kendi annenizin
kusurunu
insanlardan özellikle eşinizden nasıl gizleme gayreti duyuyorsanız,
kayınvalidenize de aynısını yapın. Fark edilir, evlat gibi sevilirsiniz.
İçinizden gelmese bile
hediyeleşiniz. Zaman zaman ziyaretine gidiniz.
Herhangi bir konuda
iddialaşmayın. Yumuşak bir ifadeyle “Siz de haklısınız, ama ben böyle
düşünüyorum.” deyin ve susun.
“Ne” söylediğiniz
kadar “nasıl”
söylediğiniz de önemli. Hareket, mimik ve ses tonunuza dikkat edin.
Atalarımızın da dediği
gibi:
“İyilik yap denize at.
Balık
bilmezse, Hâlık bilir.” Biz görmesek de “gizli kameralar” her an
hayatımızı belgeliyor.
Rabbimiz, rızasını kazanmak için sarf edilen gayretleri biliyor ve zerre miktarı kadar hayır, yahut zerre miktarı kadar şer kaybolmuyor. Ayrıca neyin hakkımızda hayırlı olduğunu bizler bilemeyiz. Unutmayın.